Davet
Davet
Bu kelime bana hemen Nazım Hikmet'in o harika şiirini hatırlatıyor… Hani,
“Dört nala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim..”
diye başlayıp,
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!”
diye biten o harika şiiri.
Orhan Veli'nin de var aynı isimde bir şiiri… Onu da ayrı severim. Ama buraya yazmayayım size bırakayım. Meraklısı biliyordur zaten…
Ama sanırım edebiyat sohbeti yapmak benden beklenebilecek en son şey olduğu için bu yazımın başlığındaki “DAVET”in Maliye'den mükelleflere yollanan ve “düzeltmeye”, “izaha”, “beyan”, “bilgi vermeye”… vb sayısız davet yazılarına ilişkin olduğunu söylememe gerek yok!
Bu yazılar değişik mükellef gruplarına, değişik işlem ve vergilerle ilgili yollanırken sanırım mayıs ayından beri de gayrimenkul alım satımına ilişkin olarak işlem yapan gerçek kişilere de yollanıyor.
Bu yazılarda özetle “Gelir İdaresi Başkanlığınca mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunun sağlanması, mükellef haklarının gözetilmesi, mükelleflerin yükümlülüklerini kolayca yerine getirmesini temin etmek ve cari dönemde ortaya çıkabilecek olumsuzlukları en kısa zamanda önlemek amacıyla yapılan analiz çalışmalarında 2025 yılı verilerinden hareketle yapılan çapraz kontroller ve analizlerle gayrimenkulün satış tarihindeki değerinin beyan edilen değerin üzerinde olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yapılan beyanın düşük olarak değerlendirildiği belirtilerek daha sonrası yapılabilecek cezalı bir tarhiyata muhatap olunmaması amacıyla mükellefin 15 gün içinde tapu harcı beyanını düzeltmesi ve düzeltme sonucu ortaya çıkan vergiyi ödeyerek durumu İdareye bildirmesi” talep edilmektedir.
Ana dayanak tabii ki TC Anayasası'nın “Vergi Ödevi” başlıklı 73. maddesi. Maddenin birinci fıkrası“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür”diyerek vergiye ilişkin anayasal çerçeveyi çiziyor. Maddenin devamında da söz konusu yükümlülüğün ne şekilde uygulanacağına ilişkin aşağıdaki fıkralar yer alıyor:
“Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”
Yukarıdaki Anayasa hükmü gereği vergi ile ilgili düzenlemeler için çıkarılan yasalarda yukarıdaki davetlere ilişkin hükümler de doğrudan ya da dolaylı olarak yer alıyor… Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 148 ile 151. maddeleri arasında yer alan “Bilgi Verme”ye ilişkin hükümler ile 370. maddesinde yer alan “İzaha Davet” bu konuda mükelleflere yüklenen önemli yükümlülükler olarak sayılabilir.
VUK 148. madde kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişilerin, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur olduklarını; bilgilerin yazı veya sözle istenileceğini, sözle istenen bilgileri vermeyenlere talebin yazı ile hatırlatılacağını ve cevap vermeleri için kendilerine uygun bir süre verileceğini hüküm altına almaktadır. 151. maddede de kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzel kişilerin, özel kanunlarda yazılı mahremiyet hükümlerini ileri sürerek, bilgi vermekten imtina edemeyecekleri düzenlenmektedir.
VUK 370. maddede düzenlenen izaha davet müessesine göre de vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükellefler izaha davet edilebilir hükmü yer almaktadır.
Mükelleflerin hakları olarak da VUK 371'de düzenlenen “pişmanlık” ve 376. maddede düzenlenen “vergi ve cezada indirim” maddelerini sayabiliriz.
VUK 371'deki “pişmanlık” hükümlerine göre de beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde ve belli bir sürede ve şartlarda gerekli ödemeyi yapmaları halinde haklarında vergi ziyaı cezası kesilmez.
İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı indirilir hükmü de VUK 376. maddede düzenlenen indirim müessesesidir*.
Maliye'den böyle bir davet alınca öncelikle söz konusu davet yazısının içeriğini dikkatlice okumak, konuyla ilgili meslek mensubuna danışmak ve talep edilen aksiyonun ne olduğunu anlamak gerekir.
Kural olarak söz konusu yazı yukarıda belirttiğim Vergi Usul Kanunu maddelerine ya da başka bir yasa hükmüne atıf yapıyorsa söz konusu hükme uygun bir aksiyon alınmasını tavsiye ederim.
VUK 148. madde gereği bir bilgi talebi ise mutlaka belirtilen sürede cevap verilmesi gerekir. Eğer konu, bu yazımızda işlenen Tapu Harcı'nın eksik gösterildiği konusu ise gerçek durumu en iyi siz bileceğiniz için eğer yaptığınız beyanın doğruluğundan eminseniz beyanınızın gerçek ve doğru olduğunu bildirmeli, varsa banka kayıtları ya da başkaca belgeleri de eklemelisiniz. Eğer söz konusu yazıyla yaptığınız beyanın eksik/hatalı olduğunu fark etmişseniz bu durumda da yazıda belirtilen şekilde düzeltme işlemini yapıp, ilgili birimi bilgilendirmeniz yerinde olur.
Eğer gelen yazı VUK 370. madde kapsamında hazırlanmış bir izaha davet yazısı ise bu durumda size 30 günlük bir izah süresi verilecektir. Yasal prosedür bu 30 gün içinde alacağınız aksiyona göre değişecektir:
30 gün içinde cevap verirseniz:
Cevabınız hatanızın kabulü şeklinde ise Tapu Harcına ilişkin eksik ya da yanlış beyanın düzeltilerek eksik harcın %20 oranındaki vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte ödenmesi ile işlem tamamlanacaktır. (Tapu Harcında vergi ziyaı cezası ziyaa uğratılan verginin %25'i olduğundan izaha davet suretiyle tamamlanan harç için ödenecek olan ceza da söz konusu vergi üzerinden hesaplanacak olan %25'lik cezanın %20'si yani ziyaa uğratılan tapu harcının %5'i olacaktır) Örneğin, 2.000.000 TL gösterilmesi gereken bir gayrimenkul satışını 1.000.000 TL gösterip üzerinden %2 oranında harç ödemiş olan mükellefin izaha davetle ödeyeceği toplam tutar (eksik beyan edilen tutar olan 1.000.000 x %2=) 20.000 TL Harç + (eksik ödenen harç olan 20.000 x %5 =) 1000 TL de ceza olacaktır. Ayrıca ilgili Tapu Harcının normal ödenmesi gereken tarihten en son ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için gecikme faizi de hesaplanacaktır.
Cevabınız, işlemde hata olmadığı, gerçek durumun beyan edildiği şeklinde ise söz konusu açıklama komisyonca değerlendirilecektir. Komisyon açıklamanızı yeterli görürse size yeni bir yazı yazacak ve açıklamanızı kabul ettiğini belirtecektir. Bu şekilde işlem tamamlanır.
Komisyon açıklamanızı yeterli ve uygun görmezse sizi doğrudan vergi incelemesine sevk edebileceği gibi size yeni bir yazı yazıp beyanınızı düzeltmenizi isteyebilir. Eğer gelen bu ikinci yazı üzerine beyanınızı düzeltirseniz yukarıda “hatanızın kabulü” kısmındaki sonuç doğar. Eğer düzeltmezseniz komisyon bu kez sizi vergi incelemesine sevk edecektir.
Size gelen yazıya 30 gün içinde herhangi bir cevap vermezseniz
İdare'den yeni bir yazı gelir ve beyanınızı düzeltmeniz bir kez daha talep edilir. Bu yazı üzerine eğer beyanınızı düzeltmezseniz incelemeye sevk edilirsiniz.
Görünen o ki mali idare, çok güçlü teknik altyapısını da kullanarak bizi bizden iyi biliyor ve takip ediyor. Aslında vergisini zamanında ve doğru ödeyen mükellefler için hiç de sorun değil izlenmek. İdare de zaten elindeki sistemlerle sonuç çıkacağına inandığı durumları sorguluyor. Burada sorun sanki biraz yapısal. Öteden beri özellikle tapu harcında iki ayrı konuyu tartışıp duruyoruz. İlki matrahla, üzerinden harç alınacak tutarla ilgili husus: Gayrimenkul alım satımındaki harç matrahının tespitinde “beyan olunan gerçek alım satım bedeli-emlak vergisi değeri” karmaşası. İkincisi ise uygulanacak oran meselesi.
Harçlar Kanunu'na ekli listenin 4. sırasının 20 numaralı bendinde gayrimenkul alım satımında harcın “gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden” alınacağı yazılı. Bu ifade başlı başına kafa karıştırıyor. Esas emlak vergisi değeri olmasına rağmen eğer gerçek alım satım bedeli emlak vergisi değerinden yüksekse, gerçek alım satım bedeli dikkate alınmalı diyor yasa. Ancak bu ifade pek çok kişiyi emlak vergisi değerini “beyan” edip bu değerden harç ödemeye yönlendiriyor. Tablodaki bu hükmün en açık şekilde yazılması sadece kafası karıştığı için eksik beyan eden mükellefleri mutlu edecektir.
İkinci konu ise alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı alınan yüzde 2'lik harç tutarı. Satış fiyatı üzerinden %4 oranında bir işlem vergisi hiç de az değil. Buna %20'lik KDV'yi de eklerseniz neredeyse satın alma bedelinin 4'te biri kadar da bir vergi ödenir duruma geliyor gayrimenkul satışında. Sadece %4'lük rakam bile “gerçek değer” beyanını engelliyor çoğu zaman.
İdeal olan gayrimenkul alım satımında en azından kademeli bir geçiş sağlamak ve mevcut sistemin yanına bir de opsiyonel olarak kullanılabilecek “ekspertiz değeri”ne göre işlem yapma alternatifini koymak olabilir. Toplu ya da bireysel değerleme ile “piyasa değeri” belirlenen gayrimenkulde harç bu değer üzerinden çok daha düşük bir oranda (örneğin yarımşardan toplam %1) alınırsa dileyen mükellefler işlemlerini çok daha doğru değerler üzerinden gerçekleştirir, davet almaktan kurtulabilirler.
*Gelir İdaresi Başkanlığı'nın internet sitesinde “Mükelleflerin Hakları ve Ödevleri başlıklı son derece detaylı dokümanda yukarıda yer verdiğim hükümler ve daha fazlasına ulaşabilirsiniz: Mükelleflerin Hakları ve Ödevleri ile Elektronik Uygulamalar ve Cezai Müeyyideler Rehberi Yayınlandı
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.