Meta, Amazon ve Google Reklam Harcamalarını Yapay Zekâ ile Dönüştürüyor
Meta, Amazon ve Google Reklam Harcamalarını Yapay Zekâ ile Dönüştürüyor
Küresel reklam dünyasında dijitalin yükselişi artık bir seçenek değil — stratejik bir zorunluluk.
WARC'ın (World Advertising Research Center) üçüncü çeyrek 2025 güncellemesi, sosyal medya ve dijital platformlardaki güçlü büyümenin etkisiyle küresel reklam harcamaları tahminini yukarı yönlü yeniledi.
Bu gelişme, sadece bütçe dağılımlarını değil; markaların oyun planlarını, platform önceliklerini ve yaratıcı stratejilerini de yeniden tanımlıyor.
İçinde bulunduğumuz dönemde, pazarlamacılar ve medya sahipleri yalnızca bütçelerin nasıl ve nerede kullanılacağını yeniden düşünmekle kalmıyor; aynı zamanda dijital devlerin hakimiyetinin daha da pekiştiği bir sürece tanıklık ediyoruz. Bu yazıda, WARC'ın tahminlerine dayalı olarak bu dönüşümün ayrıntılarını, fırsatlarını ve risklerini birlikte inceleyeceğiz.
WARC verilerine göre, 2025'te küresel reklam harcamaları %7,4 artarak 1,17 trilyon dolara ulaşacak. Bu, bir yıldan uzun süredir yapılan ilk yukarı yönlü revizyon.
Her 10 dolarlık büyümenin 9'u dijital platformlardan geliyor.
Artık büyüme tamamen dijital temelli. Fiziksel medya yatırımları küçülürken, sosyal medya, arama ve perakende medya (retail media) yeni “büyük üçlü” haline geliyor.
2025 Küresel Reklam Dağılımı:
Kaynak: WARC Global Ad Spend Forecast, Q3 2025
• %40,6– Sosyal Medya
• %22,2– Arama (Perakende Dışı)
• %21,5– Perakende Medya
• %15,7– Diğer (TV, gazete, radyo vb.)
WARC'a göre Çin hariç küresel reklam harcamalarının %55,8'i yalnızca üç dev — Alphabet (Google), Amazon ve Meta — tarafından kontrol ediliyor. Bu oran, dijital altyapının kimlerin elinde olduğunu açıkça gösteriyor.
Sosyal medya ve dijital harcamalar bu şekilde payını artırırken bu yazı içinde bahsi geçecek bazı platformların ve teknolojilerin daha iyi anlaşılması ve kullanılması önem kazanıyor.
DMP = Data Management Platform, yani Veri Yönetim Platformu.
Bu, farklı kaynaklardan (mobil, internet siteleri, sosyal medya hesapları, müşteri hizmetleri veri tababları) gelen kullanıcı verilerini toplayan, sınıflandıran, analiz eden ve pazarlama kampanyalarında hedefleme için kullanılabilir hale getiren bir sistemdir.
DMP'ler, özellikle programatik reklamcılık (yani otomatik veri tabanlı reklam satın alma) stratejilerinde kullanılır. Büyük markalar (örneğin P&G, Unilever, Heineken gibi) bu sistemleri: Kitle hedefleme, Kampanya optimizasyonu, Medya planlama, Cross-channel (çok kanallı) ölçümleme amacı için kullanıyorlar.
DSP (Demand Side Platform), reklamverenlerin (markaların) farklı reklam mecralarındaki (örneğin web siteleri, mobil uygulamalar, video platformları) reklam envanterlerini otomatik olarak satın almasını sağlayan sistemdir. Yani eskiden medya ajansları elle “şu siteden şu kadar banner alalım” derdi; şimdi DSP bunu gerçek zamanlı açık artırma (RTB - Real Time Bidding) ile, saniyenin binde biri sürede yapıyor.
Markalar DMP, CDP veya kendi 1st-party verilerini DSP'ye entegre eder.
DSP bu veriyi kullanarak doğru kullanıcıları bulur.
Örneğin:
• “Son 30 günde bebek bezi arayan ama alışveriş yapmayan kadınlar”
• “Mobil uygulamayı yükleyen ama satın alma yapmayan kullanıcılar”
• “İstanbul'da yaşayan, premium segmentte alışveriş yapan erkekler”
DSP, bu segmentleri farklı yayıncı ağlarında (örneğin Amazon, Google Display Network, haber siteleri, mobil uygulamalar) bulup onlara özel reklam gösterir.
DSP'ler yüzbinlerce yayıncıyla entegredir. Reklamveren bir bütçe, hedef, teklif stratejisi (bidding) belirler ve sistem bunu RTB (Real Time Bidding) üzerinden yürütür.
Örnek:
• Her 1.000 gösterim (CPM) için 3 TL teklif ver.
• Eğer kullanıcı segment “yüksek değerli müşteri” ise 6 TL'ye kadar çık.
DSP, algoritmalarla anlık olarak nerede, kime ve kaça reklam göstereceğini seçer.
İkinci çeyrek, pek çok marka için stratejik bir hamle dönemi oldu. Fiyat artışlarının beklendiği bu dönemde stoklama, kampanya agresyonu ve promosyon baskısı ön plana çıktı. WARC bu durumu “tarife öncesi kazanç” olarak tanımlıyor.
Bunun etkisi sosyal medya harcamalarında net biçimde görüldü: ikinci çeyrekte sosyal medya harcamaları yıllık bazda %20,2 artarak, önceden tahmin edilen %12,4'lük büyümenin oldukça üstüne çıktı. Bu artış, yaklaşık 4,9 milyar dolarlık ek değer anlamına geliyor.
Perakendeciler sosyal medya harcamalarını özellikle Instagram (%18,8 büyüme) ve TikTok (%56,8 büyüme) üzerinde artırdılar. Bu platformlarda perakende, artık en büyük reklam kategorisi konumunda. Aynı zamanda teknoloji ve tüketici elektroniği gibi sektörler de tarifelere karşı kırılgan olmalarına rağmen bu platformlarda dikkat çekici büyüme yakaladılar.
Yeni reklam bütçelerinin:
• %40,6'sı sosyal medyaya,
• %22,2'si aramaya,
• %21,5'i perakende medya platformlarına gidiyor.
Sosyal medya yalnızca en büyük kanal değil, aynı zamanda reklam harcamalarında büyümenin motoru haline geldi. Bu üçlü yapı, reklam dünyasının dinamiklerini yeniden tanımlıyor. Ancak reklam ve pazarlama dünyasında 2025 yılında büyümenin aynı hızda son çeyrekte devam edeceği ile ilgili kesin bir mutabakat yok.
Her ne kadar WARC'ın güncellemesi iyimser bir tablo çizse de bazı kuruluşlar bu iyimserliğe şüpheyle yaklaşıyor. Örneğin eMarketer, tarifelerin etkisiyle ABD'de otomotiv ve perakende sektörlerinde dijital reklam harcamalarının keskin şekilde düşmesini bekliyor ve toplam dijital harcamaların %9,5 artacağını tahmin ediyor ki bu WARC'ın beklentilerinden yaklaşık 2 puan daha düşük.
Ayrıca WARC'ın tahminleri 100 farklı pazardan toplanan veriyle oluşturuluyor ve 2 milyondan fazla veri noktasına dayanan özel bir sinir ağı modeline dayanıyor.
WARC Veri, İstihbarat ve Tahmin Direktörü James McDonald'ın da belirttiği gibi:
“Dünya ticaretindeki aksaklıklara ve tüketicilerin azalan satın alma gücüne rağmen markalar Meta, Alphabet ve Amazon'a yatırım yapmaya devam ediyor; TikTok gibi yükselen oyuncular da küçük ölçeklerden hızlı büyüyor.”
“Pandemiden bu yana küresel pazarın neredeyse iki katına çıkması bekleniyor; bu da daha zorlu bir ekonomik ortamda reklamcılığın dayanıklılığını gözler önüne seriyor.”
WARC'ın üçüncü çeyrek güncellemesi, dijital çağa geçişin yalnızca hızlandığını, aynı zamanda reklam harcamalarının yeni dağılım modelleriyle yeniden şekillenmekte olduğunu gösteriyor. “Tarife öncesi kazanç” döneminde markaların sosyal medya kanallarına agresif bütçe ayırması, sektörde yeni dengelerin kurulmasına zemin hazırladı.
Artık reklam bütçeleri eskisinden daha fazlasıyla online mecralara yöneliyor. Üç büyük dijital devin (Meta, Alphabet, Amazon) hâkimiyeti güç kazanırken, TikTok gibi yükselen platformlar da bu pastadan daha fazla pay kapmaya çalışıyor. Perakende medya yüksek büyüme potansiyeli taşısa da bu yükselişin hızı önümüzdeki yıllarda sabitleşebilir.
Öte yandan, geleneksel medya kanallarının düşüş eğilimini sürdürmesi, reklamcıların stratejilerini yeniden gözden geçirmesini mecbur kılıyor. Bütçe dağılımları, teknoloji, format, yaratıcı stratejiler ve optimizasyon teknikleri arasındaki rekabet artık çok daha keskin.
Bu dönemde markaların fark yaratmak için dijitalde farklı yaklaşımlar ile ezberi bozmaya ve kalabalıktan ayrışmaya çalışıyorlar. Aşağıdaki örneklerde markaların farklı dönemlerde yaptıkları dijital kampanyalarla ezberi bozmak için yaptıkları başarılı örnekleri göreceğiz.
Vaka Çalışması 1: TikTok & Samsung – #GalaxyCreators Kampanyası
Amaç: Gen Z kitlesinde marka etkileşimini artırmak
Strateji: Mikro influencer'lar ve yaratıcı duet kampanyaları
Sonuçlar:
• %54 organik erişim artışı
• Ortalama izlenme süresinde %37 yükseliş
• Ürün araştırmalarında %22 artış
Analiz: Bu kampanya, “tarife öncesi” satışları artırmaya yönelik yapılmış.
Tarifeler nedeniyle fiyat artışları öncesi sosyal medya kanallarına agresif şekilde yatırım yaparak satışları artırmak ve Pazar payını büyütmek üstüne yapılan kampanya markanın beklentisini fazlası ile karşılamış.
Vaka Çalışması 2: Amazon Ads & P&G – “Retail Media Reboot”
P&G, pandemi sonrası etkilenen tüketici davranışları nedeniyle Amazon'da sahip olduğu Pazar payını ve dijital satışlarını kalıcı hale getirmek için reklam stratejisinde 2022'den sonra Amazon DSP'nin payını her sene artırarak devam etmiş. Amazon DSP (Denand Side Platform), yani Amazon'un kendi DSP'si, reklam verenlerin Amazon'un sahip olduğu ve kontrol ettiği reklam envanterini (örneğin Amazon sitesi, Amazon uygulamaları) ve hatta Amazon dışındaki internet ortamındaki envanteri (kamiya açık yayıncılar, mobil uygulamalar gibi) programatik olarak satın almasına imkân veriyor.
Bu hamle ile P&G için perakende medya tarafında;
• Satışların %18'i doğrudan “sponsored products” kampanyalarından gelmiş
• ROI, geleneksel banner reklamlara göre 2,3 kat arttı.
• Yeniden hedefleme maliyeti %28 azaldı.
Panemi sonrası perakende medya, tüketicinin satın alma anına en yakın temas noktası olarak öne çıkıyor. Ancak WARC, bu büyümenin 2026'dan itibaren dengelenmesini bekliyor.
Vaka Çalışması 3: Trendyol – Data Driven Retail Media Revolution
Amaç: Satıcı markalar için platform içi reklam verimliliğini artırmak
Strateji: Trendyol Ads platformu üzerinden yapay zekâ tabanlı teklifleme (bidding) algoritması kullanılması;
Sonuçlar:
• 2024 son çeyreğinde reklam gelirleri %63 arttı.
• Ortalama tıklama başı maliyet (CPC) %18 düştü.
• 10.000'den fazla KOBİ, Trendyol Ads aracılığıyla ilk kez performans bazlı reklamcılıkla tanıştı.
Analiz: Trendyol, Türkiye'de perakende medya dönüşümünün öncüsü konumunda.
Bu vaka, Amazon'un küresel stratejisinin yerel pazarlarda nasıl benimsendiğini gösteriyor: veriyle hedefleme, algoritmayla verimlilik.
Vaka Çalışması 4: Turkcell – Veriyle Yaratıcılık: Dijital Duyarlılık Kampanyası
Amaç: Dijital kanallarda marka güvenini ve kullanıcı bağlılığını güçlendirmek
Strateji: Turkcell'in müşteri verisi analitiğiyle (DMP) oluşturulan hedef kitlelerde kişiselleştirilmiş video ve sosyal medya reklamları.
Sonuçlar:
• Video tam izlenme oranı %41'e ulaştı.
• Kampanya sonrası mobil uygulama kullanımı %27 arttı.
• Duygusal marka algısında +12 puan yükseliş kaydedildi.
Analiz: Turkcell'in bu kampanyası, veriyle desteklenen yaratıcılığın dijital iletişimde nasıl fark yarattığını gösteriyor. WARC'ın “veri odaklı yaratıcılık” eğilimine Turkcell'in bu uygulamasını Türkiye'den iyi bir örnek olarak değerlendirebiliriz.
Gazeteler, TV ve radyo gibi geleneksel mecralar gerilemeye devam ediyor.
Buna karşın Connected TV (CTV) ve programatik ses reklamcılığı yükselişte:
• Netflix Advertising 2025'te %44 gelir artışı bekliyor.
• Spotify Ads hedefleme verimliliğini %30 artırdı.
Dijital video ve ses tabanlı reklamlar, kullanıcı deneyimine daha doğal biçimde entegre oluyor. Özellikle 2025 yılında yapay zekâ araçlarının çok daha kullanıcı dostu haline gelmesi ve kullanımın basitleşmesi ile pazarda dijital medyanın kullanımı çok daha artıracağını gözlemliyoruz. Aşağıdaki veriler bu beklentiyi destekler niteliktedir.
• AI destekli medya planlama araçları ROI'yi ortalama %17 artırıyor.
• Generatif yapay zekâ (ör. Meta Advantage+ Creative, Canva Magic Write) yaratıcı süreçleri hızlandırıyor.
• Mobil video reklamları, 2026'ya kadar dijital harcamaların %48'ini oluşturacak.
Bu eğilimler, geleceğin reklam stratejilerinin otomasyon + yaratıcılık ekseninde birleşeceğini gösteriyor.
2025 reklam sahnesi yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, stratejik zekâ ile de ayrışıyor.
Başarılı markalar, bütçelerini dijital ağırlıklı hale getirirken:
• Veriyle desteklenen yaratıcılığa,
• Platform bazlı optimizasyona,
• Esnek planlama yeteneğine yatırım yapıyor.
“2025, markaların veriye dayalı yaratıcılık testinden geçtiği yıl olacak.”
*Görsel yapay zeka ile hazırlanmıştır.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.