DNA Röportaj Serisi -1 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana
DNA Röportaj Serisi -1 / Geleceğin Değil Aslında Bugünün Hikâyesi: İnsan ve Yapay Zekâ Yan Yana
Bugün her sektörde, her strateji masasında aynı kavram konuşuluyor: yapay zekâ. Kimi için hâlâ soyut bir teknoloji, kimisi içinse sınırları yeniden çizen bir dönüm noktası. Ama artık mesele sadece teknolojiyi anlamak değil; onu insanla birlikte anlamlı bir geleceğe dönüştürebilmek…
Yapay zekâ artık hayatın her yerinde. Farkında olmasak da, bu satırları okurken bile AI'ın dokunduğu bir yazıyı okuyor olabilirsiniz. Çünkü bu röportajın hazırlanma sürecinde de yapay zekâ, fikirden içeriğe kadar birçok aşamada bize eşlik etti. Ama asıl mesele, teknolojinin nasıl kullanıldığı; insanın yaratıcılığını, sezgisini ve vizyonunu desteklediği noktada gerçek değerini buluyor.
Bu yeni yazı dizisinde, Türkiye'nin vizyoner liderleriyle yapay zekânın bugünkü etkisini, gelecekteki potansiyelini ve insana dokunan yönünü konuşacağız. Yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak değil, üretkenliği, liderliği ve yaratıcılığı yeniden tanımlayan bir dönüşüm gücü olarak ele alacağız.
İlk konuğum, teknolojiyle stratejiyi birleştirme vizyonunu her zaman keyifle izlediğim bir isim: Can Bakır… Beko Corporate'da birlikte çalıştığımız günlerden bu yana teknolojiye insan merkezli bakışını koruyan Can, bugün Yapay Zekâ Fabrikası ile Türkiye'nin AI ekosistemini geleceğe taşıyan öncü liderlerden biri. Onunla, yapay zekânın bugünden yarına nasıl evrildiğini, bu dönüşümün liderlik anlayışını ve insani becerileri nasıl yeniden tanımladığını konuştuk.
• Yapay zekânın bugün geldiği aşamayı düşündüğümüzde, AI hangi alanlarda gerçekten güçlü ve hayatımıza dokunuyor? Konuya mesafeli ve teknik bilgisi olmayan bir profesyonelin de kolayca kavrayabileceği şekilde günümüzde AI dünyasını nasıl tarif edersiniz?
Bugün yapay zekâyı artık bir “gelecek vaadi” olarak değil, günlük hayatın ve iş dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak konuşuyoruz. Kimi zaman bunu fark etmiyoruz ama her gün onlarca kez temas ediyoruz. Navigasyon uygulamamız, sabah işe giderken trafiği analiz ediyor. E-posta kutumuzdaki spam filtreleri, AI modelleriyle çalışıyor. Hatta akşam izlediğimiz dizinin önerisini de bir yapay zeka algoritması yapıyor. Artık hayatın içinde, arka planda ama sürekli bizimle.
Elbette en görünür dönüşüm alanı üretken yapay zeka oldu. ChatGPT, Copilot, Gemini gibi araçlar yazılı iletişimden araştırmaya, kodlamadan sunum hazırlamaya kadar sayısız görevi hızla dönüştürüyor. Sadece bilgiye erişim biçimimiz değil, üretkenliğe bakış açımız da değişti. Bugün tanıdığımız hemen herkes, neredeyse Google kadar sık bu araçları kullanıyor.
Ama AI'nın etkisi sadece bireysel kullanımda değil. İş dünyasında verimlilik, zaman yönetimi ve operasyonel hız anlamında ciddi bir dönüşüm yaratıyor. Finans, perakende, lojistik, sağlık ya da kamu fark etmeksizin; veri analizi, müşteri ilişkileri yönetimi, tedarik zinciri optimizasyonu gibi alanlarda yapay zeka destekli çözümler iş yükünü hafifletiyor, hatayı azaltıyor, karar kalitesini artırıyor. Özetle, çalışanların rutin işlerle vakit kaybetmek yerine daha yaratıcı ve stratejik konulara odaklanmasına olanak tanıyor.
Sorunun ikinci kısmına gelirsek; bu dönüşüm aynı zamanda teknolojinin “demokratikleşmesi” anlamına geliyor. The Washington Post'un da yakın zamanda yazdığı gibi, yapay zeka girişimcilik açısından bir devrim başlatıyor çünkü teknoloji üretme gücünü sadece mühendislerin değil, fikir sahibi herkesin eline veriyor. Bugün kod bilmeden bile kendi dijital ürününüzü, kişisel asistanınızı ya da işinizi büyütecek otomasyon sistemlerini tasarlayabiliyorsunuz. Bu, ekonomik ve yaratıcı potansiyeli katlayan bir eşitleyici güç.
• Generative AI ve şimdilerde Agentic AI dalgasından sonra sizi en çok heyecanlandıran AI gelecek trendleri ve teknolojileri neler?
Generative AI dalgası, şüphesiz bugüne kadar gördüğümüz en büyük kırılmalardan biriydi; üretkenliği bireysel bir seviyeden kurumsal ölçeğe taşıdı. Şimdi ise Agentic AI dönemine, yani karar verebilen, görev üstlenebilen, daha özerk sistemlerin çağını yaşamaya başlıyoruz. Ama bu iki dalga aslında aynı zincirin halkaları ve henüz zincirin sonuna gelmedik. Bu hâlâ başlangıç. Beni en çok heyecanlandıran şey, yapay zekânın evrim hızının artık öngörülen hızı bile aşmaya başlaması.
Bu noktada Ray Kurzweil'in öngörüsü önemli bir referans. Kurzweil, Google'da mühendislik direktörü olarak görev yapmış, 20'nin üzerinde onursal doktora sahibi ve The Singularity Is Near kitabında 2045 yılını “insan zekâsının makinelerle birleştiği tekillik dönemi” olarak tanımlayan en etkili fütüristlerden biri. Yeni kitabı The Singularity Is Nearer'da bu tahminini korumakla birlikte, 2029'da insan seviyesinde yapay zekâya (AGI) ulaşacağımızı söylüyor. Yani “insanla aynı bilişsel kapasiteye sahip zeka”ya yalnızca birkaç yıl uzaktayız.
Üstelik bu hız tahminlerden de öteye geçmiş durumda. METR tarafından yayımlanan güncel bir araştırmaya göre, yapay zekâ ajanlarının karmaşık görevleri tamamlama kapasitesi her yedi ayda bir iki katına çıkıyor. Bu, artık Moore Yasası'nın ötesinde bir ilerleme temposu anlamına geliyor.
Bu ivmeyle birlikte önümüzdeki dönemde yapay zekâ yalnızca düşünen değil, aynı zamanda dünyayla etkileşime giren ve fiziksel olarak var olabilen bir zeka biçimine evrilecek. Gelişmiş sensörler ve otonom hareket kabiliyetiyle donatılmış robotik sistemler, sanayiden sağlığa, gündelik yaşamdan bilimsel araştırmalara kadar her alanda insanla birlikte çalışacak.
Kısacası, yapay zekânın geleceği artık yalnızca dijital dünyada değil; fiziksel gerçeklikte de şekilleniyor. Kurzweil'in yıllar önce işaret ettiği o dönüm noktasına, tahmin ettiğimizden çok daha hızlı yaklaşıyoruz.
• Buna göre önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekâ hangi sektörleri ve meslekleri en kökten dönüştürecek?
Bazı alanlarda bu dönüşüm çoktan başladı. Görsel tasarım, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi gibi yaratıcı alanlarda yapay zekâ üretim hızını artırdı ve insanlara daha fazla yaratıcılık alanı açtı. Benzer şekilde müşteri hizmetleri, satış sonrası destek ya da operasyon yönetimi gibi bölümlerde süreçlerin önemli bir kısmı artık AI tabanlı sistemlerle optimize ediliyor. İnsanlar rutin işleri çok daha hızlı çözdükleri için zamanlarını stratejik ve yaratıcı işlere ayırabiliyorlar.
Önümüzdeki 5 ila 10 yılda bu dönüşümün en güçlü etkisini, sektör bağımsız biçimde üst yönetim ve karar alma süreçlerinde göreceğimizi düşünüyorum. Şirketlerin yönetim kurullarında ve icra ekiplerinde yapay zekâ artık sadece bir “danışman araç” değil, karar destek mekanizmasının doğal bir parçası haline gelecek. Farklı senaryoları analiz edip olasılıkları modelleyerek liderlerin sezgilerini veriyle destekleyecek; bu da karar alma süreçlerinde hız, doğruluk ve öngörü kabiliyetini ciddi ölçüde artıracak.
Bu dönüşümün derinleşmesinde en kritik rolü, teknolojik yetkinliklerin yaygınlaşması oynayacak. YZF olarak biz de yatırım stratejimizi tam bu vizyon üzerine kurduk. Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemini küresel ölçekte güçlendirmeyi hedefleyen bir VC olarak, portföyümüzü sağlık, eğitim, pazarlama ve perakende teknolojileri gibi toplam 14 farklı sektöre yaymış durumdayız.
Özellikle sağlık teknolojileri alanında, köklü bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu düşünüyoruz. Dünyada bu trend artık çok net görülüyor: McKinsey'in 2025 raporuna göre generative AI, sağlık sektöründe klinik karar destek sistemlerinden hasta etkileşimine kadar tüm alanlarda hızla yayılıyor. Aynı şekilde Forbes ve CB Insights verileri, yapay zekâ temelli sağlık girişimlerinin bu yıl 8 milyar doların üzerinde yatırım aldığını gösteriyor.
Yapay zekâ, sağlıkta yalnızca verimliliği değil, erişilebilirliği ve tedavi başarısını da yeniden tanımlıyor. Görüntüleme analizlerinden erken teşhise, kişiselleştirilmiş tedavi protokollerinden uzaktan hasta takibine kadar pek çok süreç AI tarafından dönüştürülüyor. Örneğin, yapay zekâ destekli sistemler kanser taramalarında insan doktorlardan çok daha hızlı analiz yapabiliyor; uzaktan takip çözümleri sayesinde kronik hastalıkların yönetimi kolaylaşıyor. Bu alan, hem ekonomik hem insani anlamda en yüksek etki potansiyeline sahip.
...Röportajın ikinci bölümü gelecek ay yayınlanacak...
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.