Yapı Kalitesi, İnsan Sağlığı ve PropTech: Şehirde İyi Hissetmenin Mimarisi
Yapı Kalitesi, İnsan Sağlığı ve PropTech: Şehirde İyi Hissetmenin Mimarisi
Modern şehirlerde artık “iyi bir ev” sadece dört duvardan ibaret değil. Yeni nesil konutlar, insanın ruh sağlığını, mutluluğunu ve üretkenliğini etkileyen canlı ekosistemler hâline geliyor. PropTech teknolojileriyle birleşen bu anlayış, gayrimenkulde “iyi hissettiren binalar” dönemini başlatıyor.
Avustralya'da yapılan kapsamlı bir araştırma, yüksek kaliteli tasarıma sahip apartmanlarda yaşayanların ruhsal iyilik halinin, düşük standartlı binalardakilere göre belirgin biçimde daha yüksek olduğunu gösterdi.
Güneş ışığı alan, doğal hava akışı bulunan, sessiz ve mahremiyet sunan evlerde yaşayan bireyler, kendilerini hem daha huzurlu hem de daha sağlıklı hissediyor.
Bir pencerenin temiz hava getirmesi, bir balkonun gün batımına açılması, ya da yeşil bir avluda komşuyla selamlaşabilmek…
Tüm bu detaylar, şehirde doğadan kopmuş insanın yeniden nefes almasını sağlıyor.
“Biyofili”, insanın doğaya olan içsel bağlılığını ifade eden bir kavram.
Bir mekânda doğal ışığı, yeşili, suyu ya da ahşabı hissettiğimizde beyin farklı çalışıyor; stres azalıyor, mutluluk artıyor.
Bu nedenle yeni nesil mimarlık, biyofilik tasarımı merkeze alarak şehir içinde doğanın huzurunu yeniden kurmayı hedefliyor.
Teknoloji artık yalnızca binaları yönetmiyor, onların insan üzerindeki etkisini de ölçüyor.
PropTech (Property Technology) çözümleri sayesinde sensörler; ışık, hava kalitesi, nem, sıcaklık, gürültü gibi parametreleri izleyerek bir yapının “yaşam kalitesi skorunu” oluşturabiliyor.
Yakın gelecekte gayrimenkul değerlemesinde yalnızca konum ve fiyat değil, bu verilerle hesaplanan “wellbeing indeksi” de belirleyici olacak.
Yani binalar artık sadece sağlam değil, aynı zamanda sağlıklı ve duyarlı olmak zorunda.
Sabah gün ışığıyla uyanmak, akşam sessizlik içinde dinlenebilmek, komşuyla kısa bir sohbet edebilmek…
Bunlar bir binanın metrekare hesabına sığmayan ama insan yaşamını dönüştüren değerler.
PropTech'in veriyi, biyofili tasarımın doğayı kucakladığı bu yeni dönemde, gayrimenkulün gerçek değeri artık farklı bir ölçekte tanımlanıyor:
İnsanın iyi hissettiği yer, en değerli yerdir.
3 Maddede “İyi Yaşam Binaları”
1. Doğal Denge: Güneş ışığı, temiz hava, bitki dokusu ve doğal malzemelerin dengeli kullanımı.
2. Sessizlik ve Mahremiyet: Gürültü kirliliğinden arındırılmış, kişisel alanı koruyan yaşam düzeni.
3. Duyarlı Teknoloji: PropTech sensörleriyle ölçülen konfor, hava kalitesi ve yaşam memnuniyeti verileri.
Artık şehirleri sadece çelik, cam ve betondan değil, ışık, hava ve iyi hislerden inşa etme zamanı.
Gayrimenkul sektörü için bu bir dönüşüm değil, bir farkındalık çağrısı.
Çünkü biliyoruz ki; iyi bir bina, insana iyi gelendir.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
© Digital Network Alkaş | 2026