Yakın Geleceğe Dair Notlar 2 - RaaS'a Doğru
Yakın Geleceğe Dair Notlar 2 - RaaS'a Doğru
Yaklaşık 15 yıl önce ilk e-ticaret sitemizi projelendirirken bu teknolojinin sonuçlara etkisini tam olarak kestiremiyorduk. Tüketici, görmeden denemeden kıyafet veya ayakkabı alır mıydı? Teknoloji vardı ama sonuçları öngörmek kolay değildi. Aynı belirsizlik, pazaryerleri için de geçerliydi. Başlarda bu yeni satış kanalının nereye evrileceğini tahmin etmek zordu. Ancak bugün geldiğimiz noktada e-ticaret ve pazaryerleri perakendenin temel direklerinden biri haline geldi.
Benzer şekilde, ürünlerin ilk dağıtımı, replenishment, mağazalar arası transferi gibi satış artışına etkin destek olan optimizasyon projelerinde de çekinceler vardı. "İndirim optimizasyonu projesi yapsak acaba finansallara olumlu etkisi olacak mı?" veya "Bu yatırımların geri dönüşü kesin mi?" gibi sorular sürekli gündemdeydi. Çoğu perakendeci, üçüncü parti lojistik hizmet firmalarıyla çalışarak ürünlerini emanet etmeye uzun süre çekindi. Bunun yerine kendi çabalarıyla depo ve dağıtım hizmetlerini gerçekleştirmeye çalıştı. Ancak hiçbir zaman aynı verimliliği ve esnekliği yakalayamadılar.
Geçmişte yaşanan bu çekinceleri hatırlamak, bugün yaşadığımız dönüşümü daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Nasıl ki zamanında e-ticaret ve optimizasyon projeleri başta belirsizlik yarattı ama sonunda değer üretti, şimdi de yapay zekâ (YZ) ile sonuç odaklı sistemler benzer bir dönüşüm yaşıyor.
Bugün YZ ile başlayan dönüşümde, "YZ işlerimizi alacak mı? Biz ne iş yapacağız? İşsizlik artacak mı?" gibi sorularla değerlendirme yapıyoruz. Ancak iş yapış şekillerinin tamamen değiştiği ve birçok sürecin YZ ile yönetildiği bir dünyada, şirketlerin YZ'yi sadece bir iş gücü aracı olarak konumlandıracağı fikri bana pek gerçekçi gelmiyor. Geleceğe dair farklı bir tahmin yürütelim.
Geleneksel işveren-çalışan ilişkisi, IT departmanlarının desteğiyle "işveren-YZ çalışanı" ilişkisine evrilmeyecek. Şirketlerin bir YZ çalışanı olmayacak. Bunun yerine, şirketler ulaşmak istedikleri iş sonuçlarını elde edecekleri ve bu sonuçlardan pay alacakları sistemlere entegre olacaklar. Yani, iş süreçlerini yöneten ve ürettiği katma değerden pay alan, dikey uzmanlaşmış YZ sistemleri ile çalışılacak.
Bu yeni yapı, şirketlerin kazandıkça kazandıran bir organizma şeklinde çalışmasını sağlayacak. Görev alan YZ sistemleri de aynı katma değerli işlevi pek çok şirkete sunarak her geçen gün daha yüksek verimlilik seviyelerine ulaşacaklar. Tıpkı pazaryerlerinin zamanla gelişerek e-ticareti domine etmesi gibi, iş dünyasının verimlilik odaklı sistemleri de sektörel, ulusal ve küresel ölçekte yaygınlaşacak.
Örneğin, şirketlerdeki atıl stokları değerlendireceğini iddia eden bir YZ, kuracağı network üzerinden bu stoklara ihtiyacı olan diğer şirketlere erişerek değerlendirecek. Bu, yalnızca kârlılığı artırmakla kalmayacak, aynı zamanda sürdürülebilirlik açısından da büyük faydalar sağlayacak. Küresel ölçekte verimlilik artışı, şirketlerin yalnızca kendi iç süreçlerini değil, tüm sektörleri dönüştüreceği bir noktaya ulaşacak.
Bu dönüşümle birlikte Results as a Service (RaaS) modeli hayatımıza hızla girecek. Tedarik zinciri yönetiminden lojistik operasyon planlamasına kadar birçok perakende iş ihtiyacı, bu kapsamda hizmet veren sonuç odaklı servislere yönelmeye başlayacak. YZ'nin sadece bir araç değil, iş sonuçlarını garanti eden bir hizmet haline gelmesiyle, işletmeler artık süreçler yerine doğrudan sonuçlara odaklanacak.
Elbette, yine endişeler olacak. "Bu teknoloji bizim yaptığımızdan daha iyi sonuç üretir mi?" sorusu sürekli gündeme gelecek. Ancak sonuç ürettikçe kazanan ve dinamik gider yönetimi avantajı sağlayan bir iş modelinin cazibesi, bu tür yaklaşımların hızla yayılmasını sağlayacak.
Önümüzdeki dönemde rekabet, bu sistemleri en hızlı ve en etkili şekilde benimseyenler ile geleneksel yapılar arasında olacak. Geçmişin endişelerini tekrar etmek yerine, geleceğin kazananları arasında yer almak için harekete geçme zamanı...
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.