Su
Su
Evvelce su üzerine yazmıştım. Yaza girerken bir kere daha suyun önemini bu defa sayılarla da destekleyerek hatırlatmak isterim:
Su, tüm canlıların yaşamı için vazgeçilmez bir kaynaktır. Dünya yüzeyinin yaklaşık %71'i su ile kaplı olmasına rağmen, bu suyun yalnızca %2,5'i tatlı sudur. Daha da çarpıcı olanı, bu tatlı suyun yaklaşık %68'i buzullar ve kalıcı kar örtüsü içinde donmuş hâlde bulunurken, sadece %0,007'si doğrudan insanların kullanımına uygundur. Bu veriler, suyun ne denli sınırlı ve korunması gereken bir kaynak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye, su kaynakları açısından "su stresi" yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.300 metreküp civarındadır; bu da Türkiye'yi su zengini ülkeler kategorisinin dışında bırakmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2022 yılında Türkiye'de toplam 19,2 milyar metreküp su çekilmiştir. Bu suyun %56,8'i denizden, %22,1'i yeraltı suyu ve %21,1'i yüzey suyu olmak üzere toplam %43,2'si tatlı su kaynaklarından temin edilmiştir.
Su tüketimi sektörler arasında farklılık göstermektedir. Türkiye'de suyun en yoğun kullanıldığı sektör tarımdır. Tarımsal sulama, toplam su tüketiminin yaklaşık %74'ünü oluşturmaktadır. Sanayi sektörü %11, evsel kullanım ise %15 oranında su tüketmektedir. Bu veriler, tarım sektöründe suyun verimli kullanılması gerektiğini göstermektedir. Modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, su tasarrufu açısından büyük önem taşımaktadır. (Her ne kadar vahşi sulamanın su kaynaklarımızı nasıl yüksek bir hızda tükettiğini uzmanlarından dinlemiş olsam da, tarımsal tüketimde bu denli yüksek bir oran beklemiyordum. Konya'da oluşan obruklar örneğini incelemenizi tavsiye ederim.)
Su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından atıksu yönetimi kritik bir rol oynamaktadır. TÜİK'in 2020 yılı verilerine göre, soğutma suyu hariç deşarj edilen atıksuyun %79,7'si arıtılmıştır. Nüfusun %98,8'ine içme ve kullanma suyu şebekesi ile hizmet verilirken, %89,3'ü kanalizasyon şebekesi ile hizmet almaktadır. Bu oranlar, su altyapısının büyük ölçüde tamamlandığını gösterse de, atıksu arıtma tesislerinin kapasite ve etkinliğinin artırılması gerekmektedir.
Su kaynaklarının sadece içme ve kullanma suyu olarak değil, aynı zamanda ekonomik faaliyetler açısından da önemli olduğu aşikar. Rakamlar 2023 yılında Türkiye'de su ürünleri üretiminin bir önceki yıla göre %18,6 artarak 1 milyon 7 bin 921 tona ulaştığını söylüyor. (Bu üretimin %38,4'ü avcılık yoluyla elde edilmiş) Şüphesiz su ürünleri sektörü, hem gıda güvenliği hem de ekonomik kalkınma açısından stratejik bir öneme sahip.
Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı, sadece devlet politikalarıyla değil, bireysel ve toplumsal bilinçle de mümkündür. Bireyler olarak su tasarrufu sağlamak için basit ama etkili önlemler alabiliriz. Örneğin, diş fırçalarken musluğu kapatmak, kişi başına yılda yaklaşık 15.000 litre su tasarrufu sağlayabilir. Toplumsal düzeyde ise, su yönetimi politikalarının geliştirilmesi, su kirliliğinin önlenmesi ve altyapı yatırımlarının artırılması gereklidir.
Türkiye'nin su kaynakları, artan nüfus, iklim değişikliği ve ekonomik faaliyetlerin etkisiyle giderek daha fazla baskı altına girmektedir. Geleceğimiz, çocuklarımız, canımız vatanımız için suyun sınırlı bir kaynak olduğu gerçeği göz önünde bulundurarak, bireylerden devletlere kadar herkesin suyu koruma konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Su, sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel istikrarın temel taşıdır. Bugün alınacak küçük önlemler, gelecekte yaşanabilecek büyük krizlerin önüne geçebilir. Gelecek nesillere temiz ve yeterli su kaynakları bırakabilmek için suyu verimli kullanmak bir tercih değil, zorunluluktur.
Kaynaklar:
1. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Su ve Atıksu İstatistikleri, 2022.
2. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Su Ürünleri, 2023.
3. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Su ve Atıksu İstatistikleri, 2020. (Su ve Atıksu İstatistikleri 2022 - TÜİK - Veri Portalı,Su ve Atıksu İstatistikleri, 2020 - TÜİK - Veri Portalı)
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Özlem Dalga
İletişim Uzmanı, Gazeteci, Sunucu, Ekonomist, Proje Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Dr. Fatoş Karahasan
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gazeteci/ Yazar
Bahar Özay
UN SDSN Türkiye Koordinatörü
DNA Editör
Editör
DNA Editör
Editör
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Nevzat Çalışkan
Group Medya, Kurucu Ortak
© Digital Network Alkaş | 2026