Pazarlamada Yapay Zekâ Çağı: Dönüşüm, Fırsatlar, Zorluklar
Pazarlamada Yapay Zekâ Çağı: Dönüşüm, Fırsatlar, Zorluklar
Tarih boyunca pazarlama, teknolojik devrimlerle yeniden şekillendi. Matbaanın icadıyla reklamcılık doğdu, televizyon pazarlama dünyasına yepyeni bir boyut getirdi, internet de tüketici alışkanlıklarını kökten değiştirdi. Bugün ise yapay zekâ (YZ), pazarlamanın geleceğini belirleyen en önemli itici güçlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Peki, bu dönüşüm ne kadar büyük ve bizi nasıl bir gelecek bekliyor?
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla, sistemler müthiş büyüklükte veri üretmeye başladı ve asıl hikaye de burada başladı... Keza işlenmeyen verinin sisteme katkı sağlaması mümkün değildi. Bununla beraber büyük veriyi anlamlandırmaya yarayacak teknolojiler hızla gelişmeye başladı. İşte teknolojinin geldiği en gelişmiş noktalardan biri olan YZ yardımıyla günümüzde, bu verilerin işlenmesi, değer yaratacak bilgiye dönüşmesi ile verinin etkin kullanımı mümkün oluyor. Veri - teknoloji - YZ bugün yaşadığımız dijital dönüşümün üç temel sacayağını oluşturuyor. Elbette tam da ortalarındaki insan faktörü ile birlikte...
Geçtiğimiz günlerde önemli bir seminerde konuşmacıydım, ben de kendi alanımda sunumumu aktardım, YZ'ye de haliyle belli bölümlerde atıflar yaptım. Aynı seminerdeki bazı sunumlarda YZ'nin korkutucu boyutuna, kontrolsüzlüğü, güvenilmezliğine vurgu yapanlara; “sakınınız, sakınmayanları uyarınız” tadında konuşmalara şahit oldum.
Tarih boyunca değişimi sahiplenenler olduğu kadar, acımasızca eleştirenler hep vardı ve olmaya da devam edecektir. Yüzyıllar öncesine gitmeye gerek yok. Bugün çoğu evin baş köşesinde yerini alan televizyonun hayatımıza girişini pek keyifli bir hikaye ile anlatan Vizontele filmini anımsayalım. Kasaba meydanında halk toplanır, belediye başkanı etkili bir konuşma ile "Vizontele"nin gelişini müjdeler. Heyecanla örtü kaldırılır, çalıştırırlar dikdörtgen kutuyu. Ve ekranda karıncalanmadan başka da bir şey görünmez. Ve arkadan bir ses der ki tüm alaycılığı ile"Ne o karıncalar film mi çevirmiş!" Ve bir güruh sinsice güler…
YZ, hayatımızda pek çok avantaj sağlamaya başlasa da, bazı kesimlerde endişe ve korku yaratıyor olması normal. Bu eleştirilerin bir kısmıbilgi eksikliğinden kaynaklanıyor olsa da bir kısım eleştiri de YZ'nin dikkatle yönetilmesi gereken yönlerine işaret ediyor, ki temkinlilik konusunda çok da haklılar.
Endişe yaratan en önemli konulardan biri “YZ, insan iş gücünü azaltacak” algısı. Ocak 2025'te yayınlananWorld Economic Forum Future of Jobs 2025raporuna göre, önümüzdeki 5 yıl içinde 92 milyon işin ortadan kalkması ve 170 milyon yeni işin yaratılması öngörülüyor. En hızlı büyüyen iş alanlarının başında da büyük veri, YZ ve robotik geliyor. Yani korkulanın aksine yapay zekâ beraberinde özellikle genç nesiller için yepyeni iş alanları yaratacak.
Temkinli olunması gereken konuların başında ise YZ teknolojilerinde etik değerlerin korunması ve şeffaflık geliyor. Burada veri gizliliği konusundaki yasal düzenlemelere uyum sağlamak, YZ'nin sorumlu kullanımına dair bilinci arttırmak ve “Gizliliği Artıran Teknolojiler” kullanmak önemli hale geliyor. Ve elbette hukuk ekiplerimizle bu alanda çok yakın temasta olmak şart.
Türkiye dernek başkanlığını yürüttüğüm MMA'in (Modern Marketing Association) globalde yürüttüğü birkaç araştırmanın sonuçlarında dikkat çekici veriler bulunuyor:
• Şirketlerin sadece%20'siyapay zekâ uygulamaları için sağlam bir iş akışı oluşturmuş.
• Şirketlerin sadece%9'uyapay zekâ için net kurallar ve süreçler belirlemiş. Ancak%46'sıyapay zekâ yönetişimini kurumsal düzeyde kurmayı taahhüt ediyor.
• Pazarlamacıların yaklaşık%50'siyapay zekâ ile ilgili riskleri tam olarak anlamıyor ve sadece%12'sibu riskler için bir stratejiye sahip.
• Pazarlamada etkili yapay zekâ uygulamaları için veri kalitesini ve hacmini yönetmede%10, veri entegrasyonunda ise%5şirket olgunluk seviyesine ulaşmış.
YZ, pazarlama dünyasınıkökten değiştiriyor. Günümüz pazar koşullarında yenilikçiliğin ön koşulu, büyük veri teknolojilerini ve YZ'yi etkin kullanmak. Ancak unutulmaması gereken; yaratıcılık, içgörü ve insani dokunuş hâlâ pazarlamanın temel taşları. YZ bu temel taşları besleyecek etkin bir araç ve onun nasıl kullanıldığı, pazarlamacıların stratejik bakış açısına çok bağlı.
Evet yolculuğun henüz başındayız ama riskler, etik sıkıntılar gibi gri alanların sonuna dek farkında olarak ve temkinliliği elden bırakmayarak YZ'nin potansiyelini gerçekleştirmek bizlerin elinde. Yukarıdaki rakamlar da gidecek çok yolumuz olmasına rağmen, sağlam adımlar atıldığının da bir göstergesi.
Özetle, karıncalar film çeviredursun, YZ'nin getirdiği yenilikleri, insani yetkinliklerimizi ve etik değerleri en doğru şekilde harmanladığımız bir dünyada; işimizin, toplumun ve çevrenin yararına çok faydalı değişimler yaratabiliriz.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.