Liderlikte Empati -1

Berat Genç

Berat Genç

Satış ve Pazarlama
PERAKENDE İNSAN KAYNAKLARI C-LEVEL TEKNOLOJİ UZAKTAN ÇALIŞMA VE YENİ ÇALIŞMA MODELLERİ
Liderlikte Empati -1

Liderlik, sadece hedefler belirlemek ve kararlar almak değildir. Gerçek liderlik, insanı anlamaktan geçer! Tam da burada empati devreye girer. Bir liderin en güçlü cümlesi: “Seni anlıyorum ve yanındayım.” Ancak bunu söylemek yetmez; hissettirmek gerekir.

Empati, iş dünyasında yalnızca bireyleri anlamanın ötesine geçer. Güven inşa etmek, şeffaf bir iletişim kurmak ve ekip ruhunu güçlendirmek için en güçlü araçlardan biridir. Empatiyle liderlik eden, ekibini kazanır. Bu yaklaşım, liderlerin sadece iş hedeflerine ulaşmasını değil, aynı zamanda sürdürülebilir başarılar elde etmesini sağlar.

Pandemi dönemi, empatinin iş dünyasındaki yerini daha da pekiştirdi. Empati gösteren liderler, ekiplerine hem moral hem de motivasyon vererek zorlukların üstesinden geldiler. Empati, kriz zamanlarının en güçlü güvencesidir.

Bu yazımda, ekibini anlayan, kalbine dokunan bir liderle, NTT DATA Business Solutions Türkiye'nin CHRO'su ve TR & MENA Bölgesi Genel Müdür Yardımcısı Selin Bakaçhan ile empatiyle liderliğin sırlarını ve iş hayatında yarattığı etkileri konuştuk. Empati, liderliğin yeni dili! Haydi, bu güçlü yeteneğin iş dünyasında nasıl fark yarattığını birlikte keşfedelim.

Liderlikte empatiyi nasıl tanımlarsınız ve becerinin etkili bir liderlik için neden kritik olduğunu düşünüyorsunuz?

Öncelikle empatiyi tanımlayarak başlamak istiyorum. Empati, en basit tanımıyla “karşımızdakinin düşünce ve duygularını anlamak ve paylaşmak” demektir. İster lider, ister çalışan olun, hatta sosyal hayatımızdaki rollerimizde (anne, baba, kardeş, dost, arkadaş vb.) fark etmez, ilişkilerimizde tatmin olabilmek için önemli olan bence “empatik insan” olabilmektir. Benim için empatik insan, “Seni anlıyorum ve yanındayım” diyebilen ve bunu gerçekten hissettirebilen kişidir. Burada “hissettirmek” önemli çünkü sadece bu sihirli cümleyi söylemek yetmiyor; bu duyguyu karşı tarafa hissettirebilmek, güven vermek ve verdiğimiz güvene uygun davranışlar sergilemek de gerekiyor.

Çevremizdekilerle güvenli ve sürdürülebilir ilişkiler kurabilmemiz için önce anlamamız, sonra anladığımızı göstermemiz ve en önemlisi, bunu hissettirecek tutarlı davranışlarda bulunmamız şart. Aksi takdirde empati değil, sempati yapmış oluruz ki bu iki kavram aslında birbirinden çok farklıdır. Empati, karşımızdaki kişinin yaşadığı olay veya durumu anlamaya çalışmak, onun yanında olduğumuzu hissettirmek ve dürüstlükle ona çözüm önerisi sunmaya çalışmak demektir. Ancak sempati, karşımızdakine hak vermek, onun yerine kendimizi koymadan sadece üzülmek ya da sevinmektir. Yani sempati, “mış gibi yapmak”tır. Mış gibi yaptığımızda ilişkiler sürdürülebilir olmuyor. Ne yazık ki empati ve sempatiyi çoğu zaman karıştırıyoruz ve sempatik davranıp kendimizi empatik zannedebiliyoruz.

Empatik bir insan olabilmek için öncelikle kendimizi tanımamız, artı ve eksilerimizle kendimizi kabullenmemiz gerekiyor. Kendimize empati göstermeden başkalarına empati gösterebilmemiz mümkün değil. Empatik bir insan olduğumuzda önce kendimizi olduğumuz gibi kabul edip, daha iyi bir versiyonumuz için çaba sarf etmek çok daha kolaylaşıyor. Bunun sonucunda da çevremize aynı gözle bakabiliyor, güven yaratabiliyor ve daha kalıcı ilişkiler kurabiliyoruz.
Liderlikte empati ise, ekiple güvenli ilişkiler kurmak, şeffaf ve dürüst bir iletişim sağlamak, geri bildirimle gelişme ortamı yaratmak ve tüm bunların sonucunda yüksek performans elde etmek için çok kritiktir. Empatiyle liderlik etmek, sadece ekip içindeki dinamikleri yönetmekle kalmaz, aynı zamanda uzun vadede güven, bağlılık ve sürdürülebilir başarı sağlar.

Pandeminin iş dünyasında empatinin önemine nasıl bir etkisi oldu? Liderlerin bu süreçte empatiyi daha fazla ön plana çıkarmalarının sebepleri nelerdir?

Pandemi, iş dünyasında insanın daha fazla odağa alınacağı bir dönemin başlangıcı oldu. Evlere kapandığımızda her birimizin yaşadığı endişeler, benzer ya da farklı nedenlerle ve düzeylerde de olsa, hepimize kendimizi, çevremizi, ailemizi, kısacası hayatımızı sorgulattı. Bizim için neyin önemli ve değerli olduğunu yeniden fark ettik. İş hayatındaki profesyoneller de bu süreçte iş tatminlerini, zorlu zamanlarda şirketlerinin nasıl bir politika izlediğini ve bu dönemde üzerlerindeki yükü hafifletip hafifletmediklerini sorguladılar. Şirketlerin, çalışanlarına nasıl yaklaştıkları daha da görünür hale geldi.

Liderler açısından baktığımızda ise, onlar da birey olarak bu zorlukları yaşarken bir yandan da ekiplerine liderlik etmeye devam etmek zorundaydılar. Bu süreçte karşılaştıkları zorluklarla birlikte, liderlik anlayışlarını yeniden yazmak durumunda kaldılar. Kendilerine ve ekiplerine empati ile yaklaşan liderler, bu dönemi hem ekip motivasyonu ve bağlılığını yüksek tutarak hem de performansı düşürmeden hatta bazı durumlarda artırarak yönetmeyi başardılar.
Pandemi gibi belirsizlik ve korkunun hakim olduğu zamanlarda, insanlar dinlendiklerini, değer gördüklerini ve desteklendiklerini hissetmeye daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Liderler de bu süreçte empatiyi merkeze alarak, çalışanlarının sadece iş performanslarını değil, aynı zamanda onların psikolojik sağlığını, kişisel zorluklarını ve değişen ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurdular. Çalışma düzenlemelerini esnekleştirerek iş-yaşam dengesini sağlamaya çalıştılar. Bu da çalışanların liderlerine olan güvenini artırdı ve iş yerine olan bağlılıklarını güçlendirdi.

Empatiyle liderlik edenler, bu süreci yönetirken ekiplerinin motivasyonunu yüksek tutmayı başardı. İnsanlar kendilerini dinlenmiş, değerli ve desteklenmiş hissettiklerinde, verimlilik ve performans düşmedi, aksine bazı durumlarda arttı bile. Empati, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda performansı ve bağlılığı artıran stratejik bir liderlik becerisi olarak da kendini gösterdi. Pandemi döneminde, empatiyle yaklaşan liderler, kriz yönetiminde de başarılı oldular; çünkü duygusal zeka becerilerini kullanarak, çalışanlarını gerçekten anlamaya ve desteklemeye odaklandılar.

Mütevazılık, hassasiyet ve otantiklik gibi liderlik erdemlerinin, günümüzün karmaşık ve belirsiz iş ortamında neden vazgeçilmez hale geldiğini nasıl açıklarsınız?

Günümüzün hızla değişen ve belirsizliklerle dolu iş dünyasında, liderlik artık yalnızca bilgi ve otorite ile sınırlı değil; insanı anlamak ve ona göre davranabilmek çok daha kritik bir hale geldi. Bilgiye erişmek hiç olmadığı kadar kolay, ancak insanı anlamak, AI ve diğer araçlar ne kadar gelişse de, hala bilgiye erişmek kadar net ve kolay değil. İşte bu yüzden mütevazılık, hassasiyet ve otantiklik gibi erdemler, liderlikte vazgeçilmez hale geliyor.

Eskiden liderlik, genellikle otoriter ve hiyerarşik yapılarda bilginin kontrolü ile tanımlanır, iş ve özel hayat birbirinden tamamen ayrı görülürdü. Bu tarz liderlikte, çalışanlarla derin bir bağ kurmak ya da onların duygusal ihtiyaçlarını anlamak öncelikli değildi. Oysa ki günümüzde böyle bir liderlik anlayışıyla başarı elde etmek neredeyse imkansız. Eskiden bu erdemlere sahip liderler elbette vardı, ancak onlar bir istisnaydı ve bu istisnalar liderlik algısının bugünlere evrilmesine katkı sağladı.

Bugün, yalnızca kendini öne çıkaran, karşısındakini dinlemeyen ve anlamayan liderlerin yeri kalmadı. Artık liderler, önce kendini iyi tanıyan, ekibine güven veren, hem kendi hem de ekibinin güçlü ve zayıf yönlerini bilen ve sürekli gelişim için çaba gösteren kişiler olmalı. Dinlemek, anlamak, desteklemek ve en önemlisi ekip ile şirketin değerlerini ortak bir amaca yönlendirmek, günümüz liderlerinin en önemli becerileri arasında bence.

Bu erdemlerin, özellikle çalışan bağlılığı ve motivasyonu üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu gözlemlediniz?

Gerek bir çalışan, gerekse lider olarak deneyimlerim bana gösterdi ki, samimiyet, şeffaflık, dürüstlük ve gerçekten dinleme, yalnızca iletişimde güven oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışan bağlılığı ve motivasyon üzerinde de derin etkiler yaratıyor. Bir liderin çalışanlarını sadece yüzeyde dinlemesi yeterli değil; asıl mesele, söylenenlerin ardındaki duyguları ve ihtiyaçları anlayabilmek. Bu anlayış, çalışanların kendilerini değerli hissetmelerini sağlıyor, çünkü bireyler ancak anlaşıldıklarında ve dinlendiklerinde aidiyet duygusu geliştiriyorlar.

Çalışan bağlılığı, bir çalışanın şirkete olan duygusal ve entelektüel bağlılığıdır. Bu bağlılık, doğrudan liderin sahip olduğu erdemlerle şekillenir. Şeffaflık ve dürüstlük, çalışanların liderlerine güven duymalarını sağlar. Güven duyan bir çalışan, yalnızca görevini yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda şirketin misyonunu içselleştirir ve kendi hedefleriyle bütünleştirir. Bu da motivasyonu artırır, çünkü çalışanlar liderlerine güvendiklerinde, işlerinde daha fazla sorumluluk alma eğiliminde olurlar ve daha yaratıcı, daha proaktif hale gelirler.

Gerçekten dinleyen bir lider, çalışanların ihtiyaçlarına duyarlılık gösterir ve geri bildirimde bulunurken empati yapar. Böyle bir ortamda çalışanlar, fikirlerini özgürce dile getirebilir, bu da inovasyonu tetikler. Motivasyonun bir diğer kritik unsuru ise geribildirimdir. Ancak bu geribildirim, yüzeysel bir eleştiri ya da takdir olmaktan öteye gitmeli; çalışanların gelişimine katkı sağlayan, yol gösterici ve destekleyici bir nitelik taşımalıdır. Gerçek ve otantik bir geribildirim, çalışanların eksik yönlerini fark etmelerine ve kendilerini geliştirmelerine olanak tanır, bu da motivasyonu ve bağlılığı güçlendirir.

Lider olarak, trendler ya da dışarıdan gelen geçici yönetim anlayışları yerine otantik bir liderlik sergilemenin, sürdürülebilir başarı ve güvene dayalı kalıcı ilişkiler için en etkili yol olduğuna inanıyorum. Otantik bir lider, ekibiyle güvene dayalı ilişkiler kurarak, onların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Güvende hisseden çalışanlar, hata yapmaktan korkmaz, daha cesur kararlar alır ve şirketin başarısı için gönülden katkı sunarlar.

Bu erdemlerin yokluğunda ise çalışanlar kendilerini yabancılaşmış, değersiz hissetme eğiliminde olurlar. Liderlerine ya da şirkete güvenmeyen bir çalışan, yalnızca minimum çabayı gösterir ve işten ayrılma eğilimi artar. Oysa liderleri tarafından gerçekten dinlenen, desteklenen ve değer verilen bir çalışan, sadece işine değil, şirketin genel başarısına da katkıda bulunur. Bu da uzun vadede daha düşük çalışan devri, daha yüksek iş tatmini ve şirkete bağlılık anlamına gelir.
Sonuç olarak, mütevazılık, hassasiyet ve otantiklik gibi liderlik erdemleri, çalışanların kendilerini güvende, değerli ve motive hissetmelerini sağlayarak, sadece bireysel performansı değil, aynı zamanda ekiplerin ve şirketin genel başarısını da doğrudan etkiler.

 

Geleneksel liderlik yaklaşımlarını çağdaş trendlerle nasıl buluşturduğunu Selin Bakaçhan'dan dinledik ve empatiye dair bakış açımız derinleşti. Burada bir soluklanalım, söylediklerini içselleştirelim. Selin Hanım, liderlikte empatinin kalpten gelen bir anlayışla geçmişi ve geleceği nasıl birleştirdiğini gösteriyor. 

Ancak bu sadece başlangıç. Yazının devamı gelecek ay sizleri bekliyor. 
“Pandeminin empatiyi nasıl yeniden tanımladığını, kriz dönemlerinde liderliğin nasıl evrildiğini ve empatiyle liderlik etmenin iş dünyasında neleri değiştirdiğini” birlikte keşfetmek için bir sonraki ay birlikte olalım.

11 Ekim 2024

1140

*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.


İlgili Yazılar...

Nefes Alıp Veren Bir Deneyim “42 Maslak”
Blog
19 Eylül 2022
Erol Özmandıracı
Nefes Alıp Veren Bir Deneyim “42 Maslak”

Erol Özmandıracı
Bay İnşaat, Yönetim Kurulu Üyesi

AVM DİĞER C-LEVEL TİCARİ GAYRİMENKUL MAĞAZACILIK
Gayrimenkul Dünyasında Dönüşüm… Ama Nasıl?
Blog
25 Temmuz 2022
Ersun Bayraktaroğlu
Gayrimenkul Dünyasında Dönüşüm… Ama Nasıl?

Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman

GAYRİMENKUL TEKNOLOJİ
Sanal Sunumlarınız Ne Kadar İlgi Çekici?
Blog
18 Nisan 2022
Önder Kilin
Sanal Sunumlarınız Ne Kadar İlgi Çekici?

Önder Kilin
TACK TMI İş Birim Direktörü

TEKNOLOJİ
2021 Sonrasında Tüm Sektörleri Etkileyecek 7 Faktör
Blog
24 Eylül 2021
Dr. Fatoş Karahasan
2021 Sonrasında Tüm Sektörleri Etkileyecek 7 Faktör

Dr. Fatoş Karahasan
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gazeteci/ Yazar

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TEKNOLOJİ
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri
Blog
30 Haziran 2021
Nüzhet Algüneş
10 Yıllık Yolu 1 Yılda Gelmek, Çip Krizi ve Etkileri

Nüzhet Algüneş
OMD Türkiye, CEO

YAPAY ZEKA TEKNOLOJİ
AAPGM 8. Dönem Mezunlarını Verdi
Haber
1 Nisan 2022
DNA Editör
AAPGM 8. Dönem Mezunlarını Verdi

DNA Editör
Editör

GAYRİMENKUL PERAKENDE
2023’ün Perakende Trendleri Raporu Yayımlandı - Mastercard Global Ekonomi E...
Rapor
31 Mart 2023
DNA Editör
2023’ün Perakende Trendleri Raporu Yayımlandı - Mastercard Global Ekonomi E...

DNA Editör
Editör

PERAKENDE FİNANS / EKONOMİ C-LEVEL MÜŞTERİ DENEYİMİ
E-ticarette OMS Nedir?
Haber
12 Nisan 2023
DNA Editör
E-ticarette OMS Nedir?

DNA Editör
Editör

E-TİCARET PERAKENDE
MIPIM'in Ardından...
Blog
26 Nisan 2023
Eli Levi
MIPIM'in Ardından...

Eli Levi
Elta, Kurucu Ortağı & CEO

GAYRİMENKUL PROPTECH TEKNOLOJİ
PwC Türkiye'den Yeni Tüketicinin Yeni Denklemi Raporu
Rapor
2 Mayıs 2023
DNA Editör
PwC Türkiye'den Yeni Tüketicinin Yeni Denklemi Raporu

DNA Editör
Editör

E-TİCARET PERAKENDE DANIŞMANLIK / ARAŞTIRMA

Kayıtlı İçeriklerim