Küçük Metrekare, Büyük Tartışma: Stüdyo Daireler
Küçük Metrekare, Büyük Tartışma: Stüdyo Daireler
Stüdyo ilginç kelimedir, global kelimeler olarak sınıflandırılan, dünyanın hemen her yerinde aynı karşılığa gelen ifadelerden; pizza, taksi, internet, yoga, tiyatro gibi. Temel tanımına bakarsak, oturma odası, mutfak ve yatak odası fonksiyonlarının tek bir hacim içinde çözümlediği küçük mesken anlamına geliyor. Koridoru, holü ve kapısı kapanan odası bulunmayan (banyo bölümü hariç), kutu biçiminde konut tipolojisi de diyebiliriz. Genellikle tek kişinin ikamet etmesi amacıyla tasarlanmış olan stüdyoların büyüklüğü ülkeden ülkeye farklılık gösterebiliyor; Hong Kong ve Japonya'da 10-15 m2, Avrupa ülkelerinde 20-40 m2, Amerika'da 50 – 60 m2, Türkiye'de ise 40 – 50 m2.
Türkiye'de stüdyo daire tasarımı uygulamaları, 2017 yılında planlı alanlar tip imar yönetmeliğinin 29. Maddesine eklenen “Her müstakil konutta en az aşağıdaki piyesler bulunur” ifadesiyle kısıtlanmıştır:
Bu maddeyle beraber, Türkiye'de açık mutfaklı ve oturma odasıyla yatak odasının birleşik olduğu konut tipi tasarlanamaz hale gelmiştir. Hatta teknik hacimleri, koridor ve hol oluşturma mecburiyetini de eklediğinizde, 30-32m2'den küçük konut tasarlamak da imkânsız hale gelmiştir. Piyes, anlamı itibariyle kapısı kapanabilen oda demektir ve zaten stüdyo daire mantığıyla da örtüşmemektedir.
Bir taraftan, toplumun genel ihtiyacına uygun olarak kullanışlı ve konforlu konut standartlarını temin etme gerekçesi öne sürülürken diğer taraftan da tek başına yaşamak isteyen gençlerin aile kültürü bakımından iyi örnek teşkil etmedikleri tartışılmıştır. Bir başka açıdan durumu irdelersek, çekirdek aile formasyonuna uygun yaşam stilini yaygınlaştırmak için konut tasarımı araçsallaştırılmıştır.
Sektörün içinde olanların iyi bildiği bir başka önemli gerekçe de stüdyo dairelerin kaçamak buluşmalar için kullanıldığı, pek çok yerde mahallelilerin bu durumdan fevkalade rahatsız olduğu, hatta bunun giderek toplumsal bir manevi baskı haline geldiğidir. O zaman da şu soru akıllara gelir: Stüdyo dairelerin üretilmediği bir ekosistemde, gizli buluşmalara niyetlenenler başka çare bulamayacak mıdır? 1+1 tipi evleri aynı düşünceyle kullanamazlar mı?
Ne amaçla kullanıldığını bir yana bırakalım, bazı durumlarda stüdyo dairelerin, aynı kentte yaşayan belli bir kesim için ikinci konut fonksiyonu gördüğü de anlaşılmıştır.
Bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım: Türkiye'de her evde çekirdek aile (anne-baba-çocuk) yaşantısı mı söz konusudur? Bunun dışında yaşam şekilleri bulunmamakta mıdır?
Hemen aklıma gelenleri sıralamak isterim; yaşlılar, emekliler, dullar, yalnız yaşayanlar, üniversite öğrencileri, başka kente atanmış memurlar…
Prof. Dr. Ali Hepşen'in 2025 Temmuz ayında DNA'da yayınlanmış olan “Demografi Kırılınca: Konut Piyasasında Yeni Gerçekler” başlıklı yazısında belirttiği gibi, Türkiye'de tek kişilik hane halkı oranı %19,7'dir; yani her 5 meskenden 1 tanesinde tek başına yaşam, tek kişilik ikamet söz konusudur. İşte tam da bu grupların, tek başına yaşayanların gerçekçi konut ihtiyacı stüdyo tipi dairedir. Tek başına yaşayan bir insanın kapısı kapanan bir mutfağa, kapısı kapanan bir yatak odasına, kapısı kapanan bir salona ya da oturma odasına ihtiyacı yoktur. Tüm bu fonksiyonları daha ergonomik ve ferah bir şekilde bulabileceği, iyi tasarlanmış tek hacim bir yaşam alanı, bu kesimlerin gerçekçi ikamet ihtiyaçlarını karşılayabilir. Üstelik böyle bir konut tipinin bakım, temizlik, aydınlatma, iklimlendirme, havalandırma gibi gereksinimlerinin karşılanması da piyeslere bölünmüş bir tasarımdan çok daha verimli olur. Bununla beraber, konut maliyetlerinin giderek arttığı ve erişilebilir konut algısının neredeyse kaybolmakta olduğu bir ekonomik ortamda, stüdyo daireler önemli ölçüde piyasa avantajı da sağlar, konut sektörünü de hareketlendirir.
Çeşitli akademik kuruluşlarda verdiğim imar yönetmeliği derslerimde katılımcılarıma şu anketi yapıyorum;
- Bulunduğunuz kentin merkezi bir lokasyonunda gerçekleştirilecek bir proje hayal edin. Sadece 20 m2 stüdyo dairelerden oluşan, otel odası gibi. Sizce bu daireler satar mı satmaz mı?
Cevaplar gelmeye başladığında “satmaz” diyen pek çıkmıyor, “satar” diyenler ağırlıkta oluyor. Ama benim favori cevabım “Peynir ekmek gibi satar!”. Çünkü stüdyo bir ihtiyaçtır, bir lüks değildir. Toplumun önemli bir kesiminin gerçek barınma ihtiyacının karşılığıdır.
Neyse ki bu önemli ihtiyaç aradan geçen 8 yıl içinde görülmüş olmalı ki 13 Ağustos 2025 tarihli resmî gazetede yönetmeliğin 29. Maddesine“Parseldeki bağımsız bölüm sayısının %20'sinden fazla olmamak üzere oluşturulacak bağımsız bölümlerde; oturma odası dahilinde dar kenarı 2.50 metreden ve alanı 9 m2'den az olmamak üzere yatak nişi teşkil edilmesi halindeayrıca yatak odası yapılmayabilir” ifadesi eklenmiştir.
Bu bir yeşil ışık sayılabilir ancak stüdyo tipi daireyi tam olarak tarif etmemiştir. Burada eksik kalan unsurlardan birisi açık mutfak tasarımıdır. Mevcut yönetmeliğin belirlediği 3.30 m2büyüklüğündeki mutfaklar gerçekten de çok kullanışsız olmaktadır. Bunun yerine mutfağın evdeki yaşam alanına dahil edilmesiyle metrekare sınırlaması da pratikte ortadan kalkmaktadır.
Stüdyo dairelerin, erişilebilir küçük konutların piyasaya sunulabilmesi ve özellikle tek başına yaşamakta olan kesimlerin barınma ihtiyaçlarına cevap verilebilmesi için imar yönetmeliğindeki piyes metrekare sınırlarının kaldırılması, bunun yerine toplam konut alanı için genel sınırlama getirilmesi yararlı olabilir; 20 m2, 25 m2gibi. Ayrıca, batı ülkelerinde uygulanmakta olan kişi başına ikamet edilebilecek metrekare uygulaması (Occupancy Permit) Türkiye için de düşünülebilir. Halihazırda böyle bir yasal sınırlama bulunmamaktadır. Amerika'da ve Avrupa'da olduğu gibi, stüdyo dairelerde ilköğretim çağında çocuğu bulunan ailelerin ikamet etmesini caydırıcı ya da önleyici uygulamalar da bu kapsamda değerlendirilebilir.
Özetlemek gerekirse, konut tasarımları için uygulanmakta olan minimum piyes tablosu, çekirdek aileler için faydalı bir tasarım olsa da toplumun en az %20‘lik kesiminin pratik ve erişilebilir konut beklentisini göz ardı etmektedir. %20 deyince de düşük bir oran gibi anlaşılmasın, yaklaşık 6 milyon konuttan bahsetmekteyiz.
Öyle görünüyor ki küçük metrekareli yaşam, değişen konjonktürde kimilerimiz için ekonomik bir gereksinim, kimilerimiz için bilinçli bir tercihtir. Peki sizce bu talep, örülmek istenen duvarlarla daha ne kadar ötelenebilir?
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.