Duygusal Sermaye: Ekiplerde Bağ Kurmanın Yeni Kuralları
Duygusal Sermaye: Ekiplerde Bağ Kurmanın Yeni Kuralları
Yıllardır iş dünyasında hep bir klişe vardı: “Bu bir iş yeri, duygularını kapıda bırak.” Duygusuzluk profesyonellik sanıldı. Robotlaşan ofisler, hissiz toplantılar, “hızlı tüketilen” çalışanlar… Öte yanda bir gerçeğin altını çok net çizdim: ‘Duygularını kapıda bırakan, eninde sonunda kapıyı bir daha açmaz.'
Bugün iş dünyasının hiç olmadığı kadar insana ihtiyacı var. İnsanın en görünmez ama en güçlü sermayesi ise duygusal sermayesi…
Bir dönem yöneticilerin iş tanımı sayılar, raporlar, tablolarla sınırlıydı. Bugün ise yöneticiler yerini liderlere bırakırken tablo değişti. Stanford Üniversitesi'nin Örgütsel Davranış Profesörü Dr. Liane Smith şöyle diyor: “Bugünün lideri, duyguların konuşulmadığı bir ekipte verim bekleyemez. Duygular görünmez değildir, baskılanan her duygu, gizli maliyet yaratır.”
Gizli maliyet ise: Tükenmişlik sessiz istifa, yetenek kaybı.
Modern yönetim anlayışı artık şunu kabul ediyor: Bir ekip liderinin iş tanımı, duyguları yönetmekten geçer. Bu, insanları idare etmek değil; insanları anlamak, duymak, dinlemek ve bağ kurmak demektir.
Duygusal sermaye, bir organizasyonda var olan görünmez bağ dokusudur. Bir şirketin kültürü, bir markanın iç sesi, bir çalışanın sabah ofise gelme motivasyonu… Hepsi bu sermayenin sonucudur.
Ünlü yönetim danışmanı Simon O'Connell bu kavramı şöyle tanımlar: “Finansal sermaye size iş kurdurur, duygusal sermaye işinizi yaşatır.” Yani bu doğrultuda bir şirketin asıl yatırım yapması gereken, binalar, araçlar ya da teknolojiden önce, duyguların yönetimi ve beslenmesidir.
Geleneksel motivasyon araçları, prime dayalı ödül sistemleri ve masa başı kutlamalar bir yere kadar işe yaradı. Ancak bugün çalışanlar ödül değil, anlam peşinde. Bağ kurmanın yeni kuralları ise şöyle sıralayabiliriz:
Anlam Yaratmak:
Duygusal sermaye, ortak bir anlam etrafında yeşerir. Bir işin niçin yapıldığı net değilse, kimse içten bağlanmaz. Harvard Business School'dan Prof. Ellen Meyers tam da bu noktada şöyle der: “Çalışanların %75'i anlam bulamadığı için iş değiştirmeyi düşünüyor. Anlam yoksa, bağlılık da yok.”
Psikolojik Güven Alanı:
Çalışanların fikirlerini, kaygılarını, duygularını rahatça paylaşabileceği bir ortam olmazsa, bağ zedelenir. Google'ın yaptığı ünlü “Project Aristotle” araştırmasında yüksek performanslı ekiplerin ortak özelliği psikolojik güven çıktı.
Empatinin Profesyonelleşmesi:
Empati artık bir “yumuşak beceri” değil, temel liderlik yetkinliği. Modern yönetim anlayışında bir yöneticinin empati kası ne kadar gelişmişse, ekipteki duygusal sermaye o kadar güçleniyor.
Görünmez Yükleri Hafifletmek:
Pandemi sonrası çalışma kültürü, insanın iş dışındaki yüklerini de göz önüne serdi.
Uzaktan çalışırken evde çocuk bakan, hasta yakınını kollayan, şehir değiştiren binlerce çalışan… Bu görünmez yükleri anlayabilen liderler, sadakati katlıyor.
Artık birçok global şirket, duygusal sermayeyi ölçmek için yeni metrikler geliştiriyor.
Bağlılık anketleri, psikolojik güven testleri, ekip içi duygu haritaları…Bunlar sadece iç rapor değil, geleceğin iş planının pusulası.
Bir şirketin bilançosunda her şeyi ölçümleyebiliriz ancak duygusal sermaye eksikse, rakamlar sadece kağıt üzerinde kalıyor. Bu yüzden kurumsal çalışmalarımızın tamamında yıla yayılan duygusal sermaye yatırımlarının hepsi için farklı ölçümleme tekniklerini kullanarak uygulamaya alıyoruz. Yılda bir kez ekiplerin, bayilerin buluştuğu etkinlikler duygusal sermayeyi artırmaya hiçbir katkı sağlamıyorken yıla yayılan sürdürülebilir çalışmaların sonuçları belirgin olarak ortaya konabiliyor.
Bugün bir ekip kurmak kolay. Yeteneği çekmek için maaş, ofis, yan hak sunmak kolay.
Ancak çalışanları bağlı kılmak, asıl iş orada başlıyor. Duygularını görmeyen, duyguları yönetemeyen lider; yeteneğini kaybeder. Bir organizasyon, bir takım sadece akıl, yetenek ile değil; kalple kurulur. Duygusal sermayeyi, iş dünyasının yeni sessiz devrimi olarak kabul edebiliriz.
Bugün şirketler binalarını yeniliyor, teknolojilerini güncelliyor. Peki ya en önemli yatırım?
Birbirine kalpten bağlı, anlamla çalışan, güvende hisseden ekipler… Geleceğin şirketleri, o kalp atışını duyanlar olacak.
*Dijital Network Alkaş (“DNA”), blog yazarı tarafından DNA'da paylaşılan içeriklerin doğruluğundan, geçerliliğinden, güncelliğinden ve telif hakları konusundaki iddialardan sorumlu değildir. Tüm hukuki ve cezai sorumluluk blog yazarına aittir.
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Erol Özmandıracı
Bay İnşaat, Yönetim Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
Mustafa Akdoğan
GİSP Yönetim Kurulu Üyesi / Özel Sektör Yöneticisi
Prof. Dr. Ali Hepşen
İstanbul Üniversitesi, Öğretim Üyesi ve GYODER İcra Kurulu Üyesi
Ersun Bayraktaroğlu
Yeminli Mali Müşavir, Danışman
© Digital Network Alkaş | 2026